Gipsy : Yine Yeni Yeniden

Geçenlerde çok yakın bir arkadaşımla muhabbet ederken bana göndermiş olduğu bir müziği paylaşacağım sizinle. Aslında arkadaşım ders çalışırken dinliyormuş bu parçayı ama ben dinleyince şarkının hemen sözlerini söylemeye başlamıştım lakin sözleri benim söylediğim gibi Türkçe değil İspanyolca imiş. Azıcık tuhafıma gitti ilk dinleyişte ama dinledikçe daha çok hoşuma gitti diyebilirim.Parça ilk olarak 1992’de Nilüfer’in on üçüncü stüdyo albümde Yeniden Sev ismiyle merhaba demiş dinleyicilerine.Nilüfer’den sonra da İspanyolca sözlerle dünyaca ünlü müzik grubu Gipsy Kings tarafından da seslendirilmiştir. Sankim iyi de etmişler İspanyolca müzikle tadı bir başka olmuş valla 🙂 Hadi dinleyelim.

No Vivire

Reklamlar

Yüreğimd’ESİN’

Bir önceki yazımda da yine Onur Akın’ın Onurlu Yıllar adlı albümünden bir parçasından bahsettim. Aslında sanatçıların kendi parçalarını başka sanatçıların da yorumlamasını istemesi çok muhteşem bir ayrıcalık bence çünkü kendileri ayrılmadan önce bu dünyadan bir daha yaşatmış oluyorlar hem şarkılarını hem de kendilerini. Bunun ilk adımın Orhan Gencebay gerçekleştirdi, iyi de atmış bu adımı Onur Akın da devam ettirdi ve eminim ki diğer sanatçılar da devamını getireceklerdir. Şimdi de Onur Akın’ın bir parçasını farklı bir sesle getiriyorum önünüze, içinde ismimim de bulunduğu şarkıyı ayrı bir seviyorum. İyi dinlemeler.

Onur Akın

Onur Akın’ın bütün şarkılarını bilirim ama demek ki bazen bir şarkıya farklı bir nefes, farklı bir yorum o şarkıyı bambaşka bir örtüye büründürüyor. İşte Koynumda Resmin isimli şarkıyı Onur Akın değil de Yonca Lodi seslendirdirdiğinde bambaşka bir dünya doğuyor sanki. Hadi dinleyelim de bi bakalım!!!

Ne de haklıymış Myrdal !!!

İsveçli Myrdal aslında benim kendi alanımla ilgili bir düşünce sisteminden bahsederken son iki gündür üzerinde yoğunlaştığım bir durum sonucunda , günlük yaşamla da bağlantı kurabildiğini gördüm bu düşüncenin. Hemen Myrdal’ın sisteminden söz edersem eğer ; Myrdal, ülkelerarasında kutuplaşma yani polarizasyon sisteminin olduğunu vurguluyor yani zengin ülkelerin daha da zenginleştiklerini, fakir ülkelerin ise gittikçe fakirleştiklerini ülkelerarası ihracat ve ithalattan yola çıkarak buluyor.
Şimdi ben de Myrdal’ın fikirlerinden yola çıkarak bu olayı mikro anlamda ele almak istedim. Durum tamamen herşeyin başı insanla başlıyor ve onunla bitiyor. Yani ; zengin birini düşünelim (ör: Ali Ağaoğlu ) ve o birey hergün gün geçtikçe zenginliğine zenginlik katıyor lakin diğer bir yanda da 3 çocuk sahibi asgari ücretle geçinen dahası geçinmek için mücadele veren bir diğer bireyi ( o da Ali Bey olsun ) düşündüğümüz zaman ; kış gelince odun- kömür parası,çocukların okul masrafı , elektrik, su, yemek, vs. yani gün geçtikçe çöken ama aynı zamanda ayakta kalıp hayatla mücadele etmesi gereken , nereye kadar da mücadele edeceğini bilmeyen bir hayat. İlk bakışta iki Ali’nin de hayata gözlerini açışı aynıdır fakat ne yazık ki ikisi de farklı uçlarda yaşamak zorundadırlar ve ne yazık ki bu kutuplaşmadan kaçış yoktur.
İşte ekonomi ve ülkeyi insan üzerine döküp ancak bu kadar anlatabildim Myrdal’ın teorisini. Ha bu arada bu nerden çıktı şimdi diyenler için kısa bi açıklama: aslında herşey bizde ve etrafımızda gizlidir yeter ki görmesini ve dikkat edilmesi gereken noktaları bilelim.
Ve son birşey daha belirtmek istiyorum geçen yıl bu düşüncenin karşıt yönünü savunurken aslında aklımda hep bunun peşinden koşmak vardı ama demek ki kısmet bugüneymiş 😉 Ayrıca ders ve danışman hocamız Deniz Özyakışır’a da öyle bir atmosferin içinde benim ve arkadaşlarımın hava almasını sağladığı için o gün adına buradan teşekkürlerimi gönderiyorum.

Miraç Kandilimiz

Aslında bugünlerde yayınlayacağım başka bir yazı varken ondan önce Miraç Kandili’nin olması sebebiyle bugün Miraç’tan bahsedip güzel temennilerimle bu güzel kandilimizi de kutlayacağım.
Miraç ; kelime anlamı olarak yükseğe çıkmak demektir. Bizim için önemi ise dinimizde peygamber efendimizin Burak isimli bir ata binerek göğün yedi katmanını gezmesi ve orada meleklerle karşılaşmasıdır. Sırasıyla karşılaşılan meleklerden sonra efendimiz Allah’ın huzuruna aracısız olarak varmıştır ve o ana dek belli olmayan oruç, zekat, hac gibi dînin kuralları da bu olaylar sayesinde açıklığa kavuşmuştur.
Miraç’taki asıl olay ise Miraç’tan önce 50 vakit olarak bildirilen namazın, Musa peygamberin bunun insanlara ağır geleceği şeklindeki iknalarıyla 5 rekâta indirilmiş olmasıdır.
Yani bize çok güzel bir hediye getirmiştir peygamber efendimiz Miraç’tan . Bu nedenledir ki hiç olmazsa bu günümüzü 50 vakit değil sadece 5 vakit namazla geçirelim de azıcık ruhumuz doysun, dinlensin, huzur bulsun .
Hepimizin , tüm Müslüman camiasının bu güzel gecesini Rabbim hayırlı kılsın. Yüreğimizden geçen tüm cümleleri dua, o duaları da kabul eylesin bizi yaratan (âmin).

Dua ile kalın …